Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Türkiye-ABD İş Konseyi (TAİK) tarafından düzenlenen 19. Türkiye Yatırım Konferansı’nda Enerji Yuvarlak Masa Toplantısı yapıldı. Toplantıda konuşan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Türkiye’nin 2040 yılı enerji stratejisini ve bu doğrultuda planlanan devasa yatırımları açıkladı. Bayraktar, küresel enerji güvenliği ve arz endişelerinin arttığı bir dönemde Türkiye’nin enerji politikasının üç ana eksene oturduğunu belirtti: talep yönetimi, ithalata bağımlılığın azaltılması ve karbonsuzlaşma.
Bayraktar, Türkiye’nin enerji talebindeki artışın nüfus, şehirleşme, ekonomik büyüme ve sanayileşmenin yanı sıra yapay zeka odaklı veri merkezleri ve elektrikli mobilite gibi yeni faktörlerden kaynaklandığını vurguladı. Enerji ithalatına her yıl yaklaşık 70-80 milyar dolar harcandığına dikkat çekerek, bu bağımlılığın azaltılmasının temel hedeflerden biri olduğunu ifade etti. Türkiye’nin 2053’te karbon nötr ekonomi hedefi doğrultusunda enerji dönüşümünü sürdürdüğünü de sözlerine ekledi.
Bakan Bayraktar, Türkiye’nin 2040 yılı enerji gündemini belirleyen ve “Türkiye için Yeni Enerji Mimarisi” veya “Vizyon 2040” olarak adlandırılan programın son aşamaya geldiğini duyurdu. Bu kapsamlı planın ekim sonu veya kasım başında, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin 31. Taraflar Konferansı (COP31) öncesinde kamuoyu ile paylaşılacağını belirtti. Vizyonun temelinde elektrifikasyonun yer aldığını, yani binalardan sanayiye, ulaşımdan tarıma kadar tüm ekonominin elektriklendirilmesinin hedeflendiğini söyledi.
Vizyon 2040, beş temel politika alanına odaklanacak: yenilenebilir enerji, enerji verimliliği, nükleer enerji, petrol ve doğal gaz ile madenler. Bayraktar, özellikle güneş ve rüzgar enerjisinde Türkiye’nin önemli bir potansiyele sahip olduğunu ve bu alanlarda daha fazla kapasite devreye alınacağını ifade etti. Enerji verimliliği kapsamında 2024-2030 Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planı ile yaklaşık 20 milyar dolarlık yatırım hedefleniyor.
Nükleer enerjinin karbonsuzlaşma hedefleri açısından kritik önem taşıdığını belirten Bayraktar, Türkiye’nin büyük ölçekli santrallerin yanı sıra küçük modüler reaktörler (SMR) alanında da yatırım ve işbirliği fırsatlarını değerlendirdiğini kaydetti. Petrol ve doğal gaz alanında arama, üretim ve altyapı yatırımlarının süreceğini, madenlerin ise enerji dönüşümünün temel unsurlarından biri olduğunu vurguladı. Bu dönüşüm için elektrik şebekesi, bağlantı ve altyapı yatırımlarının artması gerekecek ve bu durum kritik minerallere olan talebi yükseltecek.
Bayraktar, 2040’a kadar enerji ve maden sektörlerinde planlanan toplam yatırımın 300 milyar doları aşabileceğini öngördü. Kamu şirketlerinin yeniden yapılandırılmasına da değinen Bayraktar, Türkiye Petrolleri, Eti Maden, BOTAŞ, EÜAŞ ve TEİAŞ’ın daha güçlü ulusal şampiyonlar haline getirilmesinin hedeflendiğini söyledi. Türkiye Petrolleri’nin üretim kapasitesini artırma ve 2040’ta ülkenin petrol ve doğal gaz talebini karşılama hedefi bulunuyor. EÜAŞ’ın da yenilenebilir enerji kapasitesini etkin kullanarak Avrupa’nın önde gelen şirketlerinden biri olması amaçlanıyor.
Artan elektrik ihtiyacına dikkat çeken Bayraktar, 2040’a kadar trafiğe çıkması beklenen 16-17 milyon araçtan büyük kısmının elektrikli olacağını belirtti. Bu durumun doğal gaz çevrim santralleri, yenilenebilir enerji, nükleer ve SMR’lere olan ihtiyacı artıracağını söyledi. SMR’lere yönelik yasal düzenlemenin gelecek aylarda TBMM’ye sunulacağını ve 2027’de bu reaktörlerin hayata geçirilmesi için hukuki altyapının güçlendirileceğini ifade etti. Türkiye ile ABD arasındaki enerji ve maden işbirliğinin nükleer enerji, LNG ve doğal gaz, kritik mineraller ve enerji altyapısı alanlarında yoğunlaşabileceğini ekledi.
TAİK Başkanı Murat Özyeğin ise Türkiye’nin enerji dönüşümünün küresel enerji güvenliği açısından önemini vurgulayarak, daha güçlü iletim altyapısı, yüksek depolama kapasitesi, akıllı şebekeler, enerji verimliliği ve komşu ülkelerle artan enerji bağlantılarının gerekliliğine işaret etti.
Reklam & İşbirliği: [email protected]